4 Eylül 2016 Pazar

Çocuk psikolojisi ve zeybek halayının önemi



-Bunu nasıl söylemeliyim bilmiyorum ama çocuğunuzu dersten almalısınız.
+Ne oldu ki hocanım? Bir terbiyesizliği mi oldu? Biriyle kavga mı etti?
-Yok yok öyle bir şey değil. Hmm nasıl desem Sinan’ın yeteneği yok. Sanki müziği hiç duymuyormuş gibi oynuyor. Bir de hem ayaklarını, hem de kollarını aynı anda oynatamıyor. Biri oynarken, diğeri duruyor sürekli. İlk defa bu kadar beceriksiz bir çocukla karşılaşıyorum. Hiçbir çocuktan ümidi kestiğimiz olmamıştı ama hiç olacak yanı yok. Lütfen alın çocuğunuzu kurstan. Grupta geri kalıyor onun yüzünden.
+Biliyoruz, biliyoruz hocam Sinan biraz kabiliyetsiz. Yapamıyor. Bir sürü kursa gönderdik hiçbirinde yapamadı. Sizden de bir aydır ses gelmeyince sevinmiştik aslında… Haklısınız sizden de özür dileriz devam etmesin madem.

18 Ağustos 2016 Perşembe

Sarıkız



“Bir kadına aşık olduğunda, senin yalnızca iyi yönlerini görmesini istersin. Doğal olarak kendinle ilgili bazı şeyleri saklarsın, yani seni kötü gösterebilecek şeyleri.” İşte ben de, bu yüzden hayatımın önemli bir yerini dolduran takımımla ilgili gerçekleri, ona karşı saklıyordum. Ankara’dayken İzmir’i ve İzmirliyi övmek adetim olduğundan; bizim takım taraftarlarının tam bir İzmirli olduğunu, tribüne herkesin kız arkadaşıyla rahatlıkla girebildiğini, kimsenin kadın taraftarlara “yan gözle” bakmadığını, tribündeki herkesin gerçek bir centilmen olduğunu sürekli söyledim durdum.

21 Şubat 2016 Pazar

Telafinin telafisi

Önde siyah merso, arkada bemeve, ben de rence binmiş, kolum dışarda elimde tespih gidiyorum. İlerde polis durdurdu. Dört tane silahlı polis geldi yanıma. İndim aşağı biri geldi, silah var mı arabada, dedi. Yok dedim. Başka bir polis geldi. Ruhsatlı silah var mı, dedi. Yok dedim. Ruhsatsız var mı peki, dedi. Yok dedim. Biri biraz daha ilerde ilk ifademi alır gibi, arabadan biraz uzağa çekti beni. Diğerleri arabayı aramaya başladılar. Hemen yanlarına koştum. Kamerayı ve telefonun ışığını açtım. Şimdi arayın, dedim. Onlarda: Sen devletin polisine güvenmiyorsan git Suriye’de yaşa, gibi bir şey dediler. Çok sinirlendim. Bakın ben bir hafta önce çıktım mahpustan, yok yere beş yıl yattım. Bir beş yıl daha yoktan yere yatamam, dedim. Ekibi de tanıdım ha, sizin amirin çocuğu üniversiteye başlayacaktı bu yıl, kazandı mı sınavı ne oldu, dedim. Bizim amirin çocuğu yok ki, deyince yüzüm nasıl kızardı anlatamam. Sonra arkadan Ahmet komserim geldi. Vay Cihancım falan filan… Sarıldık. Amirim sizin çocuk yok muydu ya, diye sordum. Bakma sen bizim çocuklara boş ver. Tamam, çocuklar siz de arabayı bırakın, Cihan tanıdık sıkıntı yok, dedi. Bana da, Cihancım kusura bakma üç tane siyah mersedes, renç, bemeve peş peşe görünce şüphelendik birinde de sen çıktın, dedi. Önemli değil amirim, dedim. Sonuçta görevini en çok seven, vatanını en iyi yapandır.